Bugüne kadar Ay ve Mars'a yüzey keşif aracı gönderen NASA, bu kez Satürn'ün uydusuna denizaltı göndermek için çalıştığını açıkladı.
NASA’nın duyurusuna göre yakın zamanda güneş sistemi içindeki bir gezegenin uydusuna bir denizaltı gönderiliyor. Satürn gezegeninin uydusu olarak da bilinen Titan ise bu garip ve şaşırtıcı projenin merkezindeki isim olacak. Bilimkurgu filmlerinden fırlamış gibi görünen bu projede denizaltı aracı önemli keşifler yapacak.Açıklamaya göre Titan’ın yüzeyi geniş göller, nehirler ve metan denizleri ile kaplı. Geliştirilen denizaltı aracı ise bu tehlikeli uzay sularının derinliklerinde gezinerek insanlık için önem taşıyan keşifler yapmaya çalışacak. Çalışmanın merkezi ise Titan’ın kuzey denizi Kraken Mare olacak.
Titan gezgini denizaltı, denizin diplerine inecek, dip yüzeyleri dolaşarak çeşitli veriler toplayacak. Bu nükleer denizaltının tek görevi okyanustan veri toplamak olmayacak. Planlara göre denizaltı, 8 saatlik bir zaman diliminde su altında araştırmalarını sürdürürken, kalan 16 saatte ise su yüzeyinde meteorolojik verileri toplayarak Dünya’ya gönderecek.
NASA’ya göre bu projenin sebebi ise Titan’ın hidrokarbon oksijen okyanus ortamının, güneş sistemine ait önemli organik içerikler taşıdığı düşüncesi.
Php'de return komutu yerine echo komutu da kullanabilirdik; fakat echo komutunu kullandığımız zaman toplama(5,6) + 5; gibi bir komut çalışmazdı. Bu fonksiyonu doğrudan kullanabilmek için return komutu kullanmamız gerekir.
Dünyanın en büyük yazılım şirketi olan Microsoft, tüm zamanların en çok oynanan bilgisayar oyunlarını Android ve iOS işletim tabanlı mobillere uyumlu hale getirmeye hazırlanıyor. Apple tarafından yapılan atağın ardından, Microsoft da harekete geçerek, Age of Empires oyununu akıllı telefonlara getirmeye karar verdi.
Microsoft Mobil Pazarında Büyümeyi Hedefliyor
Japon geliştirici KLab firması ile anlaşma yapmaya hazırlanan Microsoft, iOS ve Android tabanlı sistemler için bilgisayar oyunlarının mobil versiyonunu çıkaracak. Mobil pazarında, Nokia ile yaptığı anlaşmadan beklediği verimi alamayan dünya devi, mobil pazarında önemli bir düşüş yaşıyordu. Geçtiğimiz günlerde gündeme gelen Nokia’yı satın alma iddiasının yalanlanmasının ardından, mobil pazarında büyük bir adım atan Microsoft’un Age of Empires oyunundan sonra, fenomen olmuş diğer bilgisayar oyunlarını da Android ve iOS tabanına uyumlu hale getirmesi bekleniyor.
Komşu gezegenimiz olan Venüs birçok yönden tuhaf bir gezegendir. Öncelikle tüm gezegenlerin aksine doğudan batıya doğru döner. Yani Venüs’te Güneş batıdan doğar. Ekseni etrafındaki bir turu 243 günde tamamlarken Güneş çevresindeki tam turunu 224 günde tamamlar. Yani Venüs’te bir gün bir yıldan daha uzundur.
Birçok bilim adamı, Güneş'in gezegen üzerindeki güçlü çekiminin bu uzun günlere neden olduğunu düşünüyor. Ancak bilim adamları, hala Venüs’ün ters yönde dönmesi konusunda şaşkın. Fransız araştırma enstitüsü Astronomie et Systemes Dynamiques, konuyla ilgili bir teori açıkladı.
Mevcut teoriye göre, Venüs diğer gezegenler gibi aynı yönde dönüyordu şu an olduğu gibi. Diğer bir deyişle, gezegenin dönme yönü değişmedi; ancak diğer gezegenlere bakıldığında sadece farklı yönde dönüyor. Bilim adamları, bunun nedeninin gezegen üzerindeki güneşin çekme gücünün fazla olabileceğini ve bunun güçlü atmosferik gelgitlere neden olabileceğini tartışıyor. Venüs’ün kabuğu ve çekirdeği arasındaki sürtünmeler ile birleşen bu gelgitler ters dönmeye neden olmuş olabilir.
Alexander Correira ve Jacques Laskar ise, Venüs’ün aslında en baştan beri ters yönde dönmediğini iddia ediyor. Correira ve Laskar’a göre, gezegenin dönüşü sekteye uğradı ve yön değiştirdi. Yukarıda bahsi geçen etkilerin yanı sıra diğer gezegenlerin neden olduğu gelgitlerin etkisini de dikkate alarak ekip, gezegende yaşanan evrim nedeniyle Venüs’ün ekseninin değiştiği sonucuna vardı. Ters yönde dönsün ya da dönmesin, ikisi ters yönde de dönse dört sabit dönüş yönüne sahip gezegenden biridir. Araştırmacılar, “Venüs’ün ters yönde dönen iki gezegenden daha kararlı olanı olabileceğini” de ekledi.
Bilim insanları, güneş enerjisinden sıvı yakıt üretilmesini sağlayacak yeni bir yöntem üzerinde çalışıyor.
Harvard Üniversitesi araştırmacıları güneş enerjisinden sıvı yakıt üretilmesini sağlayacak bir yöntem geliştirdiklerini açıkladı. Bilim insanları yaşanan gelişmenin güneş enerjisine yapılacak yatırımları ciddi ölçüde artıracağına inanıyor.
Proceedings of the National Academy of Sciences (PNAS) dergisinde yayımlanan araştırmaya göre, güneş enerjisi fotovoltail hücreler kullanılarak hidrojene dönüştürülebiliyor. Gelecekte kullanılmak üzere depolanabilse bile, hidrojen sıvı yakıt ihtiyacını karşılayamıyor.
Harvard'da yapılan yeni araştırmada, güneş ışığını kullanarak suyu hidrojen ve oksijene ayırmayı sağlayan yöntem geliştirildi. Geliştirilen yöntemde bir bakteriden yararlanan araştırmacılar, hidrojeni ve karbon dioksiti sıvı yakıt izopropanole dönüştürmeyi başardı.
Araştırmada yer alan Pamela Silver, 'güneş enerjisini her zaman hasat edebileceğimiz ve sıvı yakıt olarak saklayabileceğimiz bir konsept geliştirdiklerini' belirtti.
Elde edilen başarının özellikle gelişmekte olan ülkelerde büyük bir hızla yayılması ve sıvı yakıta bağlı altyapıların ihtiyacını sağlaması ümit ediliyor.
Otonom yani kendi kendine giden otomobiller İngiltere şehirlerinde test edilmeye başlanıyor.
Birçok firmanın üzerinde çalıştığı sürücüsüz otomobillerin testleri için İngiltere’de de hazırlıklar başladı. İlk olarak İngiltere’nin Greenwich, Bristol, Milton Keynes ve Coventry şehirlerinde başlayacak testlerde 3 farklı araç yola çıkacak.
İlkbahar aylarında başlayacak testlerin amacı ise otonom araçların yollarda nasıl çalıştığını gözlemlemek ve olası sorunlar konusunda düzenlemeler yapmak. İngiltere Ulaştırma Bakanlığı’nın verdiği izinle başlayan testlerde araçlar gerçek yol şartlarında kullanılacak.
Greenwich’te denenecek olan yüzde 100 elektrikli araç Gateway iki nokta arasında insan taşımak için ’shuttle’ olarak kullanılacak. Ulaştırma Bakanlığı bu araçlarla ilgili mevzuat düzenlemelerinin de 2017 yılına kadar yapılacağını açıkladı.
Dünya devleri çalışıyor
Aralarında Google, Uber ve benzeri teknoloji firmalarının da bulunduğu birçok şirket otonom araçlar konusunda çalışmalar yapıyor. Ayrıca BMW ve Audi gibi otomobil üreticileri de bu tip araç ve özellikler konusunda çözümler sunuyor. Önümüzdeki 5 ila 10 yıl içinde yollarda kendi kendine gidebilen araçların sayısının artması bekleniyor. Birçok ülkede bu araçların kullanımı için deneme, test ve mevzuat değişiklikleri konusunda çalışmalar da yapılıyor.
Bilimin sürekli ilerlediği, her geçen günün yeni keşiflere gebe olduğu modern çağımızın kuşkusuz en büyük ve en ilginç teorilerinden biri de yapay zekanın üstün insan ırkını meydana getireceğidir. Buna tamamen zıt bir teoriye göre de yapay zekaların insanları tehdit olarak göreceği ve insan soyunun yeryüzünden tamamen silineceği teorisidir. Yapay zekalar yeterince olgunlaşmamış olmasına rağmen bilgisayar oyunlarında aslında uzun zamandır varlar. Pek çok oyunun kurgusunda bilgisayara karşı oynama modları mevcuttur. Bunlar bugün için ufak şeyler gibi görünse de yapayifa zekaların özünde yapısı aynıdır. En basit ifadeyle: "eğer bu şart sağlanırsa şöyle yap" mantığına dayanır. Elbette ki yapay zeka denilen hadise bu kadar basit değildir. Milyonlarca, belki trilyonlarca sorgu gerektirebilen işlemlerden geçip en mantıklısını ortaya koymak için tüm ihtimalleri incelemek gerekmektedir. İlk aşamada böyle düşünülebilir hatta bunun için yapay zekanın gerçekleşmesi yüzyıllar alabilir de denilebilir. Ancak durum hiç de öyle değildir. Yapay zekalar donanımına zarar gelmedikçe unutmazlar. Hatta bu yapay zeka çevrimiçi bir şekilde tasarlanırsa, ortak ağımız internet üzerinde aktif olursa ve kendisini anlık olarak binlerce bilgisayarda güncellerse donanımın zarar görmesi de bir şey ifade etmeyecektir. Belki bugün için uzak gelebilir ancak bu yüzyılın sonunda liderlerimiz insan değil tamamen yapay zekalar olabilir. Önümüzdeki tüm internet ağı tek bir formata sokulup yapay zekaların anlayabileceği kıvama sokulabilir. Dünya çapında json formatı gibi standart formatlar zaten uzun zamandır kullanılmakta. Daha gelişmiş ve daha az karakterle daha çok iş mantığıyla hızdan da tasarruf edilebilir.
Yapay zekanın tek tek ihtimalleri kodlamakla mümkün olmadığı, olsa dahi yüzyıllar alabileceği aşikardır. Fakat yapay zekanın tıpkı insan zekası gibi tecrübelerle öğrenmesi fikri gerçekten etkileyici bir fikirdir. Tıpkı bir bebeğin düşe kalka öğrenmesi gibi bilgisayar da yaptığı hataları devasa veritabanlarına yükleyerek deneye deneye öğrenecek.
Kim bilir belki bir gün insan evrimini yapay zeka ile mükemmelliğe ulaştıracaktır. Bu yapay zekayı kötüye kullanmak aynı şekilde insanlığı sonu da olabilir.
Devletleri yapay zekaların yönetmesi hem adil hem de daha güzel bir dünya yaratabilir. Denemeye değmez mi ?
Defalarca izlediğim halde, her defasında ilk defa izliyormuş gibi heyecan duyduğum çok güzel bir belgesel: Evrenin Ucuna Yolculuk
Belgeselde bugüne kadar keşfedilmiş evrenle ilgili neredeyse her şey mükemmel bir anşekilde anlatılmış.
Karadeliklerin, bizi onların yanında toz tanesi kadar küçük gösteren binlerce yıldızın anlamı ne ? Ateist değilim ancak hiçbir din adamı bana yaratıcının varlığını, evrenin mükemmelliği kadar inandıramıyor.
Belgeseli izlerken nokta kadar küçük olduğumuzu görmek, eminim ki sizi de çok fazla etkileyecektir.
Diyelim ki yalnızca dünyada hayat var. Peki, tüm evren bizim için mi var oldu ? Tüm evrenin resmine bakıldığında, bir toz tanesi kadar küçük gezegen için mi her şey? Ya da daha nelere tanık olacağız kim bilir ..
Çocukluğum 90'lı yılların en güzel mahallelerinde geçti. Hayatımda sık sık anımsayıp çoğu kez özlemle ah çektiğim bu yılları geçen her gün özlemle anıyorum. O dönemlerde en sevdiğim şey okuldan gelir gelmez topumu alıp sokağa çıkmak ve hava kararana dek futbol maçı yapmaktı. Günün birinde o dönem mahallenin futbol klübü beni beğenmiş fakat maddi sıkıntılar ve bilinçsizlik nedeniyle gidememiştim. Halen bir futbol maçı izlerken içimde bir burukluk olur.
Sanıyorum ki bu burukluktan dolayı ve içimde kalan uktenin etkisiyle futbola veremediğim enerjimi, sevgimi bilgisayarlara verdim. Onun büyüsü beni içine çekti, üniversite okuduğum yıllarda kendi alanımı bir kenara bırakıp tamamen kendimi bu alana adadım. Amacım sözel alan okumuş biri olarak yaratıcı düşünmenin, sayısal ifadeleri bilmekten daha önemli olduğunu ispatlamaktı. Yalnızca kendi çabamla pek çok programlama dili öğrenmiş ve robot yapma kıvamına gelmek üzere olan biriyim. İnsanlara zorla verilen eğitimlerin insanı o şeyden soğuttuğu ve içindeki merakı söndürdüğüne dair inancım vardır hep. Belki yanılmışımdır, belki de sonuna kadar haklıyımdır; bunu hayat gösterecek elbette. Ancak ben yine de doğru yolda olduğuma inanıyorum. İnsanı yaşatan şey mutluluk ve umut değil midir zaten ...